GÜNÜN ANKETİ
Yaşadığınız şehirden genel olarak memnun musunuz?
HABER 14.09.2026
Örneklem nedir? 1.500 kişi 86 milyonu nasıl temsil eder?
?
🙋 "Bana kimse sormadı"
Araştırmalara en çok yöneltilen itiraz budur. Haklı bir itiraz gibi görünür ama araştırmanın mantığı zaten herkese sormamak üzerine kuruludur. Buna örneklem denir: nüfusun tamamını temsil edecek şekilde seçilmiş küçük bir grup.
🥄 Çorba örneği
Bir tencere çorbanın tuzunu ölçmek için tamamını içmeniz gerekmez. Bir kaşık yeter. Ama bir şartla: çorbanın iyice karıştırılmış olması gerekir. Sadece üstten alırsanız yanılırsınız.
🎯 Karıştırma işi: rastgelelik ve kota
Araştırmada katılımcılar rastgele seçilir ve yaş, cinsiyet, eğitim, bölge dağılımı gerçek nüfusa benzetilir. Bu yapılırsa 1.500 kişilik bir örneklem, 86 milyonluk bir nüfusu yaklaşık yüzde 2,5 hata payıyla temsil edebilir.
📉 Daha çok kişi her zaman daha iyi değil
Örneklem büyüdükçe hata payı azalır ama azalma hızı düşer. 400 kişide hata payı yaklaşık yüzde 5, 1.000 kişide yüzde 3, 2.400 kişide yüzde 2'dir. Yani on bin kişiye sormak, iki bin kişiye sormaktan çok daha pahalıdır ama çok daha doğru değildir.
✅ Asıl belirleyici
Sayı değil, seçimin nasıl yapıldığıdır. Yanlış seçilmiş on bin kişi, doğru seçilmiş bin kişiden daha kötü sonuç verir.
HABER 14.09.2026
İstatistik nedir, ne işe yarar?
İstatistik, dağınık verileri anlamlı hale getirme yöntemidir. Bir kişinin ne düşündüğü kişisel bir görüştür. Bin kişinin ne düşündüğü ise bir eğilimdir. İstatistik, bu ikisi arasındaki geçişi sağlar.
📊 Ham sayıdan orana
Yüz kişiye bir soru sordunuz, kırk altısı "katılıyorum" dedi. Bu ham sayıdır. Yüzde 46 dediğinizde ise karşılaştırılabilir bir orana çevirmiş olursunuz. Artık bunu geçen ayki sonuçla, başka bir ilçeyle ya da başka bir yaş grubuyla kıyaslayabilirsiniz.
🔍 Kırılım: ortalamanın gizlediği
Toplam sonuç bir şey söyler, ama kadınlarla erkekler arasındaki fark, gençlerle yaşlılar arasındaki ayrışma çoğu zaman daha fazlasını anlatır. Ortalamalar bazen arkasındaki farkı gizler.
± Belirsizliği de ölçmek
İyi bir istatistik sadece sonucu değil, o sonuca ne kadar güvenilebileceğini de söyler. Hata payı bunun içindir. Rakam vermek kolaydır; rakamın ne kadar sağlam olduğunu söylemek işin ciddi tarafıdır.
HABER 14.09.2026
Anket nedir, nasıl çalışır?
Anket, aynı soruyu aynı biçimde çok sayıda kişiye sorma yöntemidir. Kulağa basit gelir ama içindeki "aynı biçimde" kısmı işin tamamıdır.
📋 Neden her soru aynı olmak zorunda?
Soruyu her katılımcıya farklı kelimelerle sorarsanız, gelen cevapları birbiriyle karşılaştıramazsınız. "Belediyeden memnun musunuz" ile "Belediyenin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz" farklı sorulardır ve farklı cevaplar üretir. Bu yüzden anket sorularının metni, seçenekleri ve sırası sabittir.
🔤 Soru tipleri
Tek seçimli sorularda bir cevap işaretlenir. Çok seçimlilerde birden fazlası. Ölçekli sorular derece ölçer: çok memnunum, memnunum, kararsızım gibi. Açık uçlu sorularda ise katılımcı kendi cümleleriyle yazar.
🔀 Soru sırası da önemli
Soru sırası rastgele değildir. Genel sorular başta, özel sorular sonra gelir. Önce sorulan bir soru, sonraki cevabı etkileyebilir; buna sıralama etkisi denir ve iyi bir anket bunu hesaba katar.
⚠️ Kötü soru veriyi bozar
Anketin kalitesi soruların kalitesidir. Yönlendiren, iki şeyi birden soran ya da cevabı içinde saklayan sorular veriyi bozar. "Sizce de bu hizmet yetersiz değil mi?" bir anket sorusu değildir.
HABER 14.09.2026
Günün anketi başladı: yaşadığınız şehirden memnun musunuz?
Günün Sorusu - Örnek Test
Platformda her gün yeni bir kısa anket yayımlanmaya başlandı. İlk soru basit ama cevabı hiç basit değil: yaşadığınız şehirden genel olarak memnun musunuz?
Beş kademeli ölçekle sorulan soru, tek bir günün fotoğrafını çekmekle kalmıyor. Aynı soru düzenli aralıklarla tekrarlanacak ve zaman içindeki değişim izlenecek. Bir şehirde memnuniyetin arttığını ya da azaldığını ancak böyle görebilirsiniz.
Sonuçlar il ve ilçe kırılımıyla değerlendirilecek, ancak katılımcı sayısı yeterli seviyeye ulaşmadan hiçbir kırılım yayımlanmayacak. Az sayıda kişinin cevabından yüzde üretmek araştırma değil, tahmindir.
Günün anketleri kısa tutuluyor ve düşük puan veriyor. Amaç para kazandırmak değil, düzenli bir nabız oluşturmak.
Ankete katılmak için üye girişi yapmanız yeterli.
HABER 14.09.2026
Seçmen Ne Diyor yayında: görüşünüzü söyleyin, karşılığını alın
Seçmen Ne Diyor, Türkiye'de yaşayan insanların gündeme dair görüşlerini düzenli olarak ölçen bir araştırma platformu olarak yayına başladı.
Platformda anketler yayımlanıyor, katılanlar görüşlerini bildiriyor, sonuçlar herkese açık şekilde paylaşılıyor. Her sonucun yanında kaç kişinin yanıtladığı, hangi tarihte toplandığı ve nasıl hesaplandığı yazıyor.
Anketlere katılan üyeler puan kazanıyor, biriken puanlar ödemeye dönüşüyor. Üyelik üç adımdan oluşuyor: kayıt bir dakika, anket ortalama beş dakika, puan ise anında hesabınıza geçiyor.
Üye olmadan da haberleri okuyabilir, yayımlanan sonuçlara bakabilirsiniz. Ankete katılmak, yorum yazmak ve puan kazanmak için üyelik gerekiyor.
Platformu işleten ASARGE, yirmi yılı aşkın süredir saha araştırması yapan bir araştırma şirketi.
Günlük Anket Arşivi
- Yaşadığınız şehirden genel olarak memnun musunuz? 13.09.2026 · 4 katılımcı
İSTATİSTİK 14.09.2026
İnternetten alışveriş yapanların oranı yüzde 60'a çıktı
TÜİK'in 2026 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması'na göre internet üzerinden mal veya hizmet satın alanların oranı yüzde 60'a ulaştı. Bir yıl önce bu oran yüzde 55,7 idi.
Cinsiyet kırılımında erkeklerde yüzde 63,4, kadınlarda yüzde 56,6.
Araştırmaya katılanların yüzde 48,3'ü son üç ay içinde internetten alışveriş yaptığını belirtti.
Aynı araştırmada internet üzerinden eğitim veya öğrenme faaliyeti gerçekleştirenlerin oranı ise yüzde 22,9 olarak kaydedildi.
Kaynak: TÜİK, Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2026
İSTATİSTİK 14.09.2026
Her 100 kişiden 94'ü şehirde yaşıyor
İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı yüzde 93,6'ya çıktı. Bir yıl önce bu oran yüzde 93,4 idi.
Belde ve köylerde yaşayanların oranı ise yüzde 6,6'dan yüzde 6,4'e geriledi.
Bu rakam Türkiye'nin artık ezici çoğunlukla kentli bir ülke olduğunu gösteriyor. Kamu hizmetlerinin, ulaşımın, konutun ve belediye hizmetlerinin tartışıldığı zemin burası.
Nüfusun yüzde 67,5'i ise yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde yaşıyor.
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2025
İSTATİSTİK 14.09.2026
Çocuk nüfusun payı elli yılda yarıya indi
1970'te Türkiye nüfusunun yüzde 48,5'i çocuktu. Bugün bu oran yüzde 24,8.
TÜİK'in İstatistiklerle Çocuk bültenine göre, 2025 sonu itibarıyla 0-17 yaş grubundaki nüfus 21 milyon 375 bin 930 kişi.
Projeksiyonlar düşüşün süreceğini gösteriyor: 2030'da yüzde 22,1, 2040'ta yüzde 17,9, 2080'de yüzde 15,2.
İllere göre dağılımda ise büyük farklar var. Çocuk nüfus oranı en yüksek il yüzde 43,3 ile Şanlıurfa, en düşük il yüzde 15,9 ile Tunceli.
Avrupa Birliği ortalaması yüzde 17,8. Türkiye hâlâ bunun üzerinde ama fark kapanıyor.
Kaynak: TÜİK, İstatistiklerle Çocuk 2025
İSTATİSTİK 14.09.2026
Aynı ülkede 22 yaşlık fark: en genç ve en yaşlı iller
ürkiye'nin ortanca yaşı 34,9 ama bu ortalama, iller arasındaki uçurumu gizliyor.
Ortanca yaşı en düşük il 21,8 ile Şanlıurfa. Onu 23,3 ile Şırnak ve 25 ile Siirt izliyor.
Diğer uçta ise 44 ile Sinop var. Sinop'u 43,5 ile Giresun ve 43,3 ile Kastamonu takip ediyor.
Aradaki fark 22 yıldan fazla. Bu, iki ilin sadece demografik olarak değil, ihtiyaçları bakımından da bambaşka yerler olduğu anlamına geliyor. Şanlıurfa'da kreş ve okul tartışılırken, Sinop'ta yaşlı bakımı ve sağlık hizmetleri öncelik oluyor.
Yerel yönetimler için tek bir "Türkiye ortalaması" üzerinden planlama yapmanın neden işe yaramadığını gösteren bir tablo.
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2025
İSTATİSTİK 14.09.2026
Türkiye nüfusu 86 milyonu aştı
TÜİK'in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre Türkiye nüfusu 2025 sonu itibarıyla 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaştı. Bir yıl içinde 427 bin 224 kişilik artış yaşandı.
Yıllık nüfus artış hızı da yükseldi: 2024'te binde 3,4 olan oran, 2025'te binde 5'e çıktı.
Toplam nüfusun yüzde 50,02'sini erkekler, yüzde 49,98'ini kadınlar oluşturuyor. Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfus ise 1 milyon 519 bin 515 kişi.
Ortanca yaş 34,9. Yani nüfusun yarısı bu yaşın altında, yarısı üstünde. Erkeklerde ortanca yaş 34,2 iken kadınlarda 35,7.
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2025
İSTATİSTİK 14.09.2026
e-Devlet kullanımında kuşak uçurumu
Son bir yıl içinde internet üzerinden kamu hizmetlerinden yararlananların oranı yüzde 76'ya ulaştı. Ancak bu ortalama, arkasındaki uçurumu gizliyor.
25-34 yaş grubunda e-Devlet kullanımı yüzde 93. Aynı oran 65-74 yaş grubunda yüzde 31,3. Aradaki fark 60 puandan fazla.
Cinsiyet kırılımında da benzer bir ayrışma var: erkeklerde yüzde 82,7, kadınlarda yüzde 69,4.
Bu tablo, dijitalleşen kamu hizmetlerinin herkese eşit ulaşmadığını gösteriyor. Bir hizmet çevrim içine taşındığında, onu kullanamayan kesim için fiilen erişilemez hale gelebiliyor.
Yerel yönetimler için de düşündürücü bir veri: dijital başvuru sistemleri kurarken yaşlı nüfusun nasıl kapsanacağı ayrı bir soru olarak duruyor.
Kaynak: TÜİK, Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2026
İSTATİSTİK 14.09.2026
Mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 53,3
TÜİK'in 2025 Yaşam Memnuniyeti Araştırması'na göre kendini mutlu olarak tanımlayanların oranı yüzde 53,3 oldu. Bir yıl önce bu oran yüzde 49,6 idi; artış 3,7 puan.
Mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı ise yüzde 14,5'ten yüzde 13'e geriledi.
Kırılımlarda dikkat çeken iki nokta var. Kadınlar erkeklerden daha mutlu: yüzde 55,1'e karşı yüzde 51,4. Evli olanlar ise evli olmayanlardan belirgin biçimde daha mutlu: yüzde 56,9'a karşı yüzde 46,6.
Buna karşın on üzerinden ölçülen ortalama yaşam memnuniyeti puanı iki yıldır 5,7'de sabit kalmış durumda. Yani "mutluyum" diyenlerin oranı artarken, memnuniyetin derecesi değişmemiş.
Araştırmada en önemli sorun olarak hayat pahalılığı öne çıkıyor.
Kaynak: TÜİK, Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2025
İSTATİSTİK 14.09.2026
Türkiye'nin yüzde 92,3'ü internete bağlı
TÜİK'in 2026 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması'na göre 16-74 yaş grubunda internet kullanım oranı yüzde 92,3'e çıktı. Bir önceki yıl bu oran yüzde 90,9'du.
Cinsiyet kırılımında fark hâlâ sürüyor: erkeklerde yüzde 94,8, kadınlarda yüzde 89,9.
İnternetten alışveriş yapanların oranı da yükseldi. 2025'te yüzde 55,7 olan e-ticaret kullanımı 2026'da yüzde 60'a ulaştı.
Bu rakamlar bir şeyi net biçimde gösteriyor: Türkiye'de kamuoyu araştırması artık sadece kapı kapı dolaşarak yapılmak zorunda değil. Ulaşılabilir kitle çevrim içi.
Kaynak: TÜİK, Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2026
ERSİN ÖZTÜRK 14.09.2026
Bilginiz değerli, bedelini ödüyoruz
Bilginiz değerli, bedelini ödüyoruz
İnternette dolaştığınız her yerde veri üretiyorsunuz. Ne aradığınız, neye tıkladığınız, nerede durakladığınız kaydediliyor. Bu veri toplanıyor, işleniyor, satılıyor. Size soran yok, karşılığını ödeyen hiç yok.
💡 Bilgi bedava değildir
Bir kurumun "vatandaşlar ne istiyor" sorusunun cevabı para eder. Bir belediyenin hangi hizmete bütçe ayıracağı, bir şirketin hangi ürünü çıkaracağı buna bağlıdır. Bu cevabı üreten şey sizin görüşünüz. Zincirin en başında siz varsınız.
🤝 Biz neden ödüyoruz?
Basit bir sebeple: veri toplamak emek istiyor ve o emek size ait. Beş dakikanızı ayırıp on dört soruyu dikkatle cevaplıyorsunuz. Bu bir iyilik değil, bir katkı. Katkının karşılığı olur.
📊 İkinci sebep: kalite
Bedava toplanan veri özensiz olur. İnsan karşılığını almadığı bir işi hızla geçiştirir, soruları okumadan işaretler, ortadan bırakır. Karşılığını ödediğinizde ise dikkat artar. Ödeme yapmak bizim için maliyet değil, veri kalitesine yatırım.
🔒 Peki ne satıyoruz?
Sizin kimliğinizi değil. Bu platformda anket cevapları kimliğinizle eşleştirilmiyor; kimin katıldığı ile ne cevap verildiği veritabanında ayrı duruyor. Müşterilerimize giden şey toplu sonuçtur: "katılanların yüzde kırk altısı şunu söyledi" gibi. Kişisel bilginiz satılmaz, devredilmez.
⚖️ Dürüst olalım: bu bir maaş değil
Anket doldurarak geçinemezsiniz, böyle bir vaatte bulunmuyoruz. Kazanacağınız tutar harçlık düzeyindedir ve anket sayısına bağlıdır. Size gerçekçi olmayan rakamlar vaat eden yerlerden uzak durun; bu işin ekonomisi buna izin vermez.
👁️ Asıl karşılık: sonucu görmek
Araştırma sektöründe alışılmış düzen şudur: veri toplanır, rapor yazılır, müşteriye teslim edilir, kapanır. Cevabı veren kişi sonucu hiç görmez. Burada bunu değiştirdik. Anketi dolduran kişi sonucu görür; kendi ilçesinde ne konuşulduğunu, komşu ilçeyle nasıl karşılaştığını görür.
🗣️ Ve söz sahibi olmak
Yayımladığımız sonuçlar kurumların önüne gidiyor. Bir belediye hangi hizmetten memnun olunmadığını buradan öğreniyor. Bu, tek tek dilekçe yazmaktan daha etkili bir yol. Doldurduğunuz her anket o tabloya bir satır ekliyor.
Bilginiz değerli. Biz de öyle davranıyoruz.
ERSİN ÖZTÜRK 14.09.2026
Kapı mı çalmalı, ekrana mı sormalı?
Araştırma sektöründe yıllardır süren bir tartışma var: yüz yüze saha mı, çevrim içi panel mi? Her iki tarafın da savunucuları kesin konuşur. Bana sorarsanız ikisi de haklı, ikisi de eksik.
🚪 Saha: en sağlam ama en pahalı
Yüz yüze görüşmenin yerini hiçbir şey tutmuyor. Anketör kapıyı çalar, karşısındakini görür, sorunun anlaşılmadığını fark eder, gerekirse açıklar. Uzun ve karmaşık anketler ancak böyle uygulanabilir. En önemlisi de şu: internete girmeyen, akıllı telefon kullanmayan insanlara sadece bu yolla ulaşabilirsiniz. Türkiye'de bu kesim küçülüyor ama hâlâ var ve çoğu zaman en az duyulan kesim orası.
⚠️ Sahanın zayıf tarafı
Pahalıdır ve yavaştır. Bir ilde düzgün bir saha çalışması haftalar sürer, ciddi bütçe ister. Bir de anketör etkisi vardır: insanlar karşısındaki kişiye, özellikle hassas konularda, gerçekte düşündüklerinden farklı cevap verebilir. Bunu azaltmanın yolları var ama tamamen yok edemezsiniz.
💻 Panel: hızlı, ucuz, tekrarlanabilir
Panel, önceden kaydolmuş ve demografik bilgileri bilinen bir üye havuzudur. Bir soruyu bu havuza sorduğunuzda günler içinde sonuç alırsınız. Maliyeti sahanın çok altındadır. Karşınızda kimse olmadığı için insanlar hassas konularda daha rahat cevap verir. Ve en değerlisi: aynı soruyu her ay tekrarlayıp değişimi izleyebilirsiniz. Sahada bunu yapmak neredeyse imkânsızdır.
⚠️ Panelin zayıf tarafı
Panele katılanlar kendi istekleriyle katılır. Yani zaten ilgili, meraklı, çevrim içi insanlardır. Bu kendiliğinden bir yanlılık üretir. Ayrıca sürekli anket dolduran üyeler zamanla dikkatini kaybeder; buna panel yorgunluğu denir. Kota ve rotasyonla yönetilmezse panel, gerçek nüfusu değil kendi üyelerini temsil etmeye başlar.
🤝 Bizim yaklaşımımız: ikisini birleştirmek
ASARGE olarak yirmi yılı aşkın süredir saha yapıyoruz. Anketör eğitimi, saha denetimi, kota takibi bizim asıl işimiz. Seçmen Ne Diyor ise bunun üzerine kurduğumuz panel tarafı. İkisini ayrı ayrı değil, birbirini tamamlayan iki yöntem olarak kullanıyoruz.
📱 VIP anketörler: sahayı panele bağlayan halka
Deneyimli saha ekibimizin bir bölümünü VIP anketör olarak konumlandırdık. Bu arkadaşlar tabletleriyle sahada anketi uygularlar, ama iş orada bitmez. Görüşme sonunda katılımcıya panelimizi anlatır ve isteyenin kaydını yerinde tamamlarlar.
🎯 Bu neden önemli?
Yukarıda panelin en zayıf tarafını yazdım: üyeler kendi istekleriyle katıldığı için panel meraklı ve çevrim içi insanlardan oluşur. Sahadan gelen üye böyle değildir. O kişi sizi arayıp bulmadı, siz ona gittiniz. Yani panelimizin bir kısmı gönüllü değil, seçilmiş kişilerden oluşuyor. Bu, panelin doğal yanlılığını kıran tek pratik yöntemdir.
🧭 Kolay kopyalanmayan bir avantaj
Sadece panel işleten bir şirketin saha ekibi yoktur. Sadece saha yapan bir şirketin hızlı ölçüm imkânı yoktur. Saha ekibi kurmak, anketör yetiştirmek ve denetim düzeni oturtmak yıllar alır. Bizim durduğumuz yer, bu ikisinin kesiştiği nokta.
📐 Pratikte nasıl çalışıyor?
Panel hızlı ölçer, saha doğrular. Bir eğilimi panelde yakalarız, kritik bir çalışmada sahayla teyit ederiz. Panelin ulaşamadığı kesimi saha kapatır. Sahanın ölçemediği değişimi panel izler. Kota yapısı ikisinde de aynıdır; yaş, cinsiyet, eğitim ve bölge dağılımı gerçek nüfusa uydurulur.
🔍 Ve açıkça söylüyoruz
Yayımladığımız her sonucun yanında hangi yöntemle toplandığı, kaç kişiye ulaşıldığı ve hangi tarihte yapıldığı yazar. Panel çalışmasını saha çalışması gibi sunmayız. Bir sonuç sadece çevrim içi üyelerden geliyorsa bunu belirtiriz.
Yöntemi saklayan araştırmaya kimse güvenmek zorunda değil. Biz de dahil.
ERSİN ÖZTÜRK 14.09.2026
En yüksek ses çoğunluk değildir
Yirmi yıldır saha araştırması yapıyorum. Kapı çaldım, mahalle mahalle dolaştım, anketörlerle sabahın altısında yola çıktım. Bu işte öğrendiğim en önemli şey şu: insanların gerçekte ne düşündüğü, ortalıkta en çok konuşulan şeyle çoğu zaman aynı değil.
Sosyal medyada bir konu gündem olur, herkes aynı şeyi söylüyor sanırsınız. Sonra sahaya çıkarsınız, o konunun insanların öncelik listesinde onuncu sırada bile olmadığını görürsünüz. En yüksek ses çoğunluk değildir. Sadece en yüksek sestir.
Bu platformu kurma fikri buradan doğdu.
Araştırma sektöründe bir alışkanlık var: veri toplanır, rapor yazılır, müşteriye teslim edilir, kapanır. Cevabı veren insan sonucu hiç görmez. Oysa o veri onun. Onun düşüncesinden üretildi.
Seçmen Ne Diyor'da bunu tersine çevirmek istedik. Anketi dolduran kişi sonucu görür. Kendi ilçesinde ne konuşulduğunu, komşu ilçeyle nasıl karşılaştığını görür. Üstelik emeğinin karşılığında puan kazanır.
Bir şeyi baştan söyleyeyim: burada yayımlanan hiçbir sonuç "Türkiye böyle düşünüyor" diye sunulmayacak. Her sonucun yanında kaç kişinin katıldığı, ne zaman toplandığı ve hangi yöntemle hesaplandığı yazacak. Katılım sayısı yetersizse sonuç yayımlanmayacak. Üç kişinin cevabından yüzde üretmek araştırma değildir.
Bir şeyi daha söyleyeyim: cevaplarınız kimliğinizle eşleştirilmiyor. Bu bir vaat değil, sistemin kurulma biçimi. Kimin katıldığı ile ne cevap verildiği veritabanında birbirinden ayrı duruyor ve aralarında bağ yok. Sandıkta olduğu gibi: oy kullandığınız bilinir, oyunuz bilinmez.
Türkiye'de kamuoyu araştırmalarına güven yıllardır aşınıyor. Haksız da değil insanlar. Sayılar sık sık tutmadı, yöntemler açıklanmadı, sonuçlar sipariş edilmiş gibi durdu. Bu güveni geri kazanmanın tek yolu var: nasıl ölçtüğünüzü göstermek.
Biz ölçeriz. Yorumu size bırakırız.
Katılın, söyleyin, görün.